tarihinde yayınlandı Yorum yapın

FIKIH DERSLERİ

FIKIH DERSLERİ

A- SULARIN KISIMLARI

1- Mutlak sular: ( Yağmur, kar, deniz, göl, ırmak, pınar, kuyu suyu)

2- Mukayyed sular: Asli ve gayr-i asli olmak üzere iki kısımdır. Kavun, karpuz, gül suları asli mukayyet sulardır.
Gayr-i asli olanlar ise; mutlak su içerisine düşen bir madde sebebiyle renk, koku, tat, rikkat, akıcılık gibi vasıflarının bazılarını kaybeden sulardır.
– Mesela, mutlak olan bir suya, süt gibi tat ve renkten meydana gelen iki vasfı olan bir sıvı karışsa ve suda bu vasıflardan birisi zahir olsa; veya sirke gibi renk, tat ve koku olmak üzere üç vasıf bulunan bir sıvı karışacak olsa da suda bu vasıfların ikisi zahir olacak olsa o su artık mukayyed su hükmünde olur.
– Mutlak bir su, yosun tutmakla veya dura dura rengi, kokusu bozulmakla veya içine tadını değiştirmeyecek miktarda sabun, toprak veya yaprak gibi temiz katı cisimler düşmekle veya içerisinde mısır, nohut ısıtılmakla mutlak olmaktan çıkmaz.
– İçerisinde bir şeyler kaynatıldığı için rengi, kokusu ve lezzeti bozulursa ve ya akıcılığını kaybederse bu su da mukayyed hükmünü alır.

B- MUTLAK SULARIN KISIMLARI VE HÜKÜMLERİ

Mutlak sular temiz ve temizleyici olmaları bakımından beş kısma ayrılırlar.

1-Temiz ve temizleyici olup keraheti bulunmayan sular:
Üç vasfı da bozulmamış olup kendisinde keraheti gerektiren bir şey bulunmayan sulardır. Bu türden olan sular; içilir, yemeklerde kullanılır ve kendileriyle her türden temizlik yapılabilir.

2-Temiz ve temizleyici olmakla beraber kendisinde kerahet bulunan sular:
Kedi gibi evcil hayvanların, evlerden eksik olmayan fareler gibi haşaratın kendisinden içmiş oldukları mutlak sular bu türden sulardır. Başka su var iken bunları içmek, yemeklerde kullanmak veya bunlarla abdest almak tenzihen mekruhtur.

3-Temiz olduğu halde temizleyici olmayan sular:
Bu türden olan sular; bir hükmi necaseti gidermek, farzı yerine getirmek veya sevap kazanmak için insan bedeninde veya uzvunda kullanılan sulardır. Bunlara mâi müsta’mel (kullanılmış su) denir.

– Abdesti olan birinin sevap kazanmak için tekrar aldığı abdestten artan su da mâi müsta’mel hükmündedir.
– Yemeklerden evvel ve sonra Efendimiz (s.a.v)’in sünnetine riayet maksadıyla el yıkamakta kullanılan sular da böyledir.

4-Temiz olmayan sular:
İçerisine bir pisliğin düştüğü yakinen veya galib-i zanla bilinen sulardır.

5-Meşkûk (şüpheli)sular:
Bu sular ehlî merkeplerin ve bunlardan doğan katırların artığı olan sulardır.

– Bir kimse abdesti olduğu halde serinlemek veya başkasına öğretmek niyetiyle abdest aldığı su temiz ve temizleyicidir.
– Bir kimse abdest aldıktan sonra aynı mecliste daha abdesti bozulmadan ve bir ibadet de yapmadan tekrar abdest aldığı su da temiz ve temizleyici su hükmündedir.
– Bir mutlak suya mâi müsta’mel karıştığı takdirde bakılır; eğer asıl olan su karışan suyun iki misli kadar ise o su ile temizlik yapılabilir. Müsavi iseler asıl su ihtiyaten mağlup hükmünde olup abdest ve gusülde kullanılamaz.

C- ARTIK SULARIN HÜKÜMLERİ

Az ve durgun olan su artıkları şu kısımlara ayrılır:

1-Temiz ve temizleyici olup kerahetten uzak olan artıklar:
Ağızları temiz olan bilumum insanların, deve, sığır, koyun gibi eti yenen hayvanların, atların etleri yenen vahşi hayvanların ve kuşların artığı olan sulardır.

2-Kullanılmaları mekruh olan artıklar:
Kedilerin, tavukların, atmaca, doğan ve kartal gibi yırtıcı kuşların, pislik yemekten çekinmeyen keçi ve koyunların artıklarıdır.

3-Kullanılmaları meşkûk olan artıklar:
Ehlî merkeplerin ve bunlardan olma katırların artıklarıdır. Başka su bulunmadığı takdirde bu sularla abdest alınır bir de ihtiyaten teyemmüm yapılır.

4-Necis sayılan artıklar:
Bunlar, köpek, kurt, aslan gibi yırtıcı hayvanların artıkları olan sulardır.

– Bir yerde bulunan kapların bir kısmında temiz, diğer bir kısmında ise temiz olmayan su bulunsa bakılır; Eğer temiz kaplar çok temiz olmayan kaplar az ise bir araştırma yapılarak galib-i zanna göre hareket edilir- Fakat kaplar eşit veya temiz olmayanlar fazla ise içmek ve yemek için bir araştırma yapılabilirse de abdest ve gusül için bir araştırma yapılmayıp, abdest veya gusülden sonra ihtiyaten bir de teyemmüm yapılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir