tarihinde yayınlandı Yorum yapın

DİYANET İLMİHAL 1. CİLT SORU CEVAP

DİYANET İLMİHAL 1. CİLT SORU CEVAP


S1- Abdesti bozan durumlardan üç tanesini yazınız. 

 

C1- a) İdrar ve dışkı yollarından idrar,dışkı, meni, mezi, kan gibi bir necasetin, herhangi bir sıvının veya maddenin çıkması,  yellenmek. b)Ağız dolusu kusmak. Kusulan şey ister yemek, ister safra veya kan olsun. c) Namazda yakında-daki şahısların duyabileceği şekilde sesli olarak gülmek. 

 


S2- Mazeret sahibi kimlere denir.

 

C2- Devamlı burun kanaması,idrarı tutamama, devamlı kusma, yaranın devamlı kanaması, kadınların akıntısı gibi abdesti 
bozan ve kısmen süreklilik taşıyan bedeni rahatsızlığı olan kimselere özürlü mazaret sahibi denir.

 


S3-Özürlünün abdest süresi ne kadardır.

 

C3- Özürlü kimse vakit girdiğinde abdest alır. Abdesti bozan başka bir durum meydana gelmedikçe, o vaktin sonu-na kadar  abdestli sayılır. Dilediği kadar farz, vacip, sünnet,kaza namazı, Cuma ve bayram namazı kılabilir, Kabeyi ta-vaf edebilir ve  mushafı tutabilir.

 


S4- Mestte aranan özelliklerden dört tanesini yazınız.

 

C4- a) Ayakları topuklarla birlikte örtecek. b) İçine su geçirmeyecek. c) Yere konduğunda kendi kendine dik durabilmeli. d) Mest ile yaklaşık altı kilometre yürünebilmeli.


S5- Mesti bozan durumlardan üç tanesini yazınız.

 

C5- a)Abdesti bozan durumlar mest üzerine meshide bozar. 


  1. b) Üzerine meshedilen mestin ayaktan çıkması veya çı-karılması.c) Mesh süresinin sona ermesi


S6- Hades-i asgar ve hades-i ekber nedir açıklayınız.

 

C6-Abdest almayı gerktiren hallere küçük kirlilik (hades-i asgar), guslü gerektiren hallere de büyük kirlilik (hades-i ekber) denir.


S7-Guslü gerektiren temel sebepler nelerdir.

 

C7- a) cünüplük,  b) hayız,  c) nifas.

 


S8-Hangi durumlarda gusletmek sünnettir.

 

C8- Cuma ve bayram namazları öncesinde,hac veya umre niyetiyle ihrama girerken ve Arafat’ta vakfe için guslet- mek  sünnettir.

 


S9- Mezheplere göre guslün farzı kaç tanedir.

 

C9- Hanefi mezhebine göre; ağza su almak, burna su çekmek ve bütün vücudu yıkamak. Hanbelilere göre; bunlara- ilaveten  niyet. Şafilere göre; niyet ve bütün vücudu yıkamak. Malikilere göre; niyet, bütün vücudu yıkamak, vücudu o-valamak ve gusül  işlemlerinin arasını açmamaktır. 

 


S10- Hangi durumlarda teyemmüm yapılır.

 

C10- a) Abdest veya gusle yetecek miktarda suyun bulunmaması, b) Suyu kullanmayı engelleyen fiili bir durumun veya suyu kullanmamak için dinen geçerli bir mazeretin/engelin bulunması.

 


S12-Hayız halinin başlama ve bitiş yaşları ile en az ve en çok süresi kaç gündür.

 

C12- Hayız hali ortalama 11-13 yaşlarında başlar, 45-50 yaşlarında sona erer. Hanefi mezhebine göre hayızın en- az süresi 3,en uzun süresi 10 gündür.

 


S13- Hayızlı olan kadınların hangi ibadetleri yapamayacağını ve hangilerini yapabileceklerini açıklayınız.

 

C13- Namaz kılamazlar sonrada kaza etmezler. Oruç tutamazlar ama temizlenince kaza ederler,ve Kabeyi tavaf e-demezler.  Maliki mezhebine göre Kuran-ı Kerim okuyabilirler.

 


S14- Nifas nedir? Nifasın azami süresi ne kadardır

 

.C14- Nifas/loğusa/nüfesa;doğumdan sonra kadının cinsel organından gelen kan veya bu şekilde kan gelmesinin se-bep olduğu hükmi kirlilik(hades) halinin adıdır. Hanefi ve Hanbeliler nifasın en uzun süresi 40, Maliki veŞafiler ise 60-gün olduğu  görüşündedirler.

 


S15-İstihaze nedir? İstihazeli olan kadın nasıl hareket eder.

 

C15- Rahim içi damarlardan hayız ve nifas hali dışında ve bir hastalık veya yapısal bozukluk sebebiyle gelen ka-na  özür/istihaze denir. Bu durumda olan kadınlar özür sahibi olanlar gibi hareket ederler.

 


S16-Mezhepler göre namaz çeşitlerini yazınız.

 

C16-Hanefiler; farz, vacip ve nafile olarak ayırırlar.Diğerleri ise; farz ve nafile olarak değerlendirirler.

 


S17-Vacip namazlar kendi arasında kaça ayrılır.

 

C17-Vacip oluşu kulun fiiline bağlı olmayan (li aynihi vacip) ve vacip oluşu kulun fiiline bağlı olan vacip (li- gay-rihi vacip) olmak  üzere iki kısımdır.

 


S18- Nafile namazlar kaça ayrılır, çeşitlerine örnek veriniz.

 

 C18- Sünen-i revatip ve sünen-i regaip olmak üzere ikiye ayrılır.Revatip, belli bir düzen ve tertip içinde ,beş vakit-farz  namazlarla birlikte ve belli bir devamlılık içinde kılınan sünnetlerdir. Revatip sünnetler dışındaki nafile namazlar-ise regaip  sünnetlerdir.

 

 

S19- Tadili erkan ne demektir, mezheplere göre hükmü nedir.

 

C19- Namazın rukünlerinin düzgün bir şekilde yapılmasına tadili erkan denir. Hanefilerin dışındaki üç mezhebe gö-re rükun  kabül edilmiştir. Hanefilere göre vacip kabül edilmiştir.

 


S20- İsfar,taglis,tumanine ve kavme terimlerini açıklayınız.

 

C20- Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasına isfar, Sabah namazını, ikinci fecir doğar doğmaz, ortalık henüz  karanlıkça iken kılınmasına taglis, rukuda sırt ve baş düz bir satıh oluşturacak biçimde eğilerek bir müd-det beklemeye  tuma’ni-ne, rukudan sonra secdeye varmadan biraz beklemeye kavme denir.

 


S21- İkindi namazının vaktini açıklayınız.

 

C21-Ebu hanifeye göre her şeyin gölge uzunluğu, kendi uzunluğunun iki katına çıktığı andan itibaren başlar, diğer- lerine göre  ise bir katına çıktığı andan itibaren başlar. Güneşin batmasına kadar devam eder.

 


S22-Nafile namaz kılmanın mekruh olduğu vakitlerden dört tanesini yazınız.

 

 C22-a) Sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar, b) Akşam namazının farzından önce, c) Farz nama-zın vaktinin daralması durumunda, d) Arafat ve müzdelife cem’leri arasında

 


S23-Namazda kıraat yapılırken, Kur’an-ın meali lafzının yerine okunurmu, mezheplere göre açıklayınız.C23 Ebu Hanifeden başka bütün müctehidlere göre Arapça ezberleyip okuyabilen kimselerin namazda Kur’an-ı a-sıl dilinden Kur’an’dan okumaları farzdır. Hanefi mezhebine göre Arapça’ya dili dönmeyen veya ezberleyemeyen kim-seler öğreninceye kadar namazda Kur’an-ı (anlamını, mealini) kendi dillerinde okuyabilirler. 


S24- Namazda kıraatı gizli ve açık okumanın ölçüsü nedir, fakihlerin görüşü nedir.

 

C24- Açıktan okumanın alt sınırı, bir başkasının işitebileceği derecede yüksek sesle okumak, gizli okumanın üst sı-nırı ise en 
fazla kendi işiteceği şekilde okumaktır. Fakihler kıratın namazda dili kıpırdatmaksızın ve ses çıkartmaksızın zihinden  tekrarlanmasını okuma saymamışlardır.

 


S25- Secde hangi azalar ile yapılır mezheplere göre açıklayınız.

 

C25- Hanefi mezhebinde farz olan, alnın ve ayakların hiç değilse bir ayağın yere dayanmasıdır. Burnun konması vacip, ellerin ve  dizlerin konması ise sünnettir. Hanefilerden Züfer ile Şafii ve Hanbeli mezheplerinde , yedi uzvun (el-ler, ayaklar, dizler ve yüz)  her birinin bir kısmının yer değdirilmesi farzdır.

 


S26- Namazın vaciplerinden dört tanesini yazınız.

 

C26-

 

  1. a) Farz olan kıratı ilk iki rekatta yerine getirmek, 

  2. b) Secdede alın ile birlikte burnu yere koymak,

 

  1. c) Üç ve dört rekatlı namazlarda ikinci rekatın sonunda oturmak, 

  2. d) Namazların gerek ilk, gerekse son oturuşlarında teşehhütte bulumak yani Tahiyyat’ı okumak 

 


S27- Evsat-ı mufassal nedir, hangi sureleri kapsar.

 

C27- Orta uzunlukluktaki surelere denir.Büruc suresi ile beyyine suresi arasındaki sureler bu gurupta yer alır.

 


S28-Namazın mekruhlarından dört tanesini yazınız.

 

C28-

 

  1. a) Kıyam, rüku ve secde aralarındaki tekbir ve zikirleri kendi yerlerinden sonraya bırakmak,

 

  1. b) Namaza ilişkin filleri özürsüz yere, namazın sünnet ve adabına uymaksızın yerine getirmek,

 

  1. c) Abdesti sıkışık olduğu halde namaz kılmak, 

 

  1. d) Başkasına ait bir yerde veya başkasına ait bir elbise içinde sahibinin izni olmadan namaz kılmak.

 


S29- Namazı bozan durumlardan dört tanesini yazın.

 

C29-

 

  1. a) Namazda konuşmak, 

 

b)Yönü kıbleden çevirmek, 

 

  1. c) Bir şey yiyip içmek, 

 

  1. d) Özürsüz olarak boğaz hırıldat-mak (tenahnuh etmek)

 


S30- Ezan ve kametin hükmü nedir, kimler ezan okuyabilir.C30- Ezan ve kametin hükmü sünnettir, vaktin değil namazın sünnetidir. Erkek, akıllı ve takva sahibi olanlar okur.
S31- Cemaatla namaz kılmanın, mezheplere göre hükmü nedir.C31- Hanbelilere göre cemaatla namaz kılmak, erkekler için farzı ayn, Şafiler için farzı kifaye. Hanefi ve Malikile-lere göre Cuma  namazı hariç diğer namazlar gücü yeten erkeklere müekked sünnettir.
S32-Cemaate gitmemek için mazeret sayılan özürlerden dört tanesini yazınız.C32- a) Hastalık, b) Korku, c) Olumsuz hava şartları, d) Bedeni arızalar

 


S33- İmamlığın şartlarını yazınız.C33- İmamın ergin, akıl, mülüman,erkek ve namaz sahih olacak kadar Kur’an ezbere okumak, özürlü olmamak, setr-i avret ve 

 


necasetten taharet şartlarını taşıması gerekir.
S34- Müfteriz, müteneffil, iktida ve muktedi nedir.C34- Farz namaz kılana müfteriz, nafile namaz kılana müteneffil, namaz kılarken imama uymaya iktida, imama uyan kimseye  muktedi denir.

 


S35- İmama uymanın kaç hali vardır nelerdir.C35-a) Müdrik; Namazı tamamen imamla birlikte kılan kimse,
b Lahik;Namaza imamla birlikte başlamasına rağmen başına gelen bir durum sebebiyle ara vermek zorunda kalan kimse, c) Mesbuk; İmama namazın başında değil bi-rinci rekatın rükuundan sonra uyan kimseye denir.

 


S36- Cuma namazı ilk defa ne zaman farz kılındı.C36- Bu konuda iki görüş vardır, birinci rivayete göre Mekke’de farz kılınmış olmasına rağmen müşriklerin bas- kıları yüzünden orada kılınamamış. İkinci rivayet ise hicret esnasında farz kılınmıştır.
S37-Cuma namazının vücup olmasının şartlarından olan mazaretsiz olmak maddesini açıklayınız.C37- Bazı mazeretler Cuma namazına gitmemeyi mübah kılar ve bu kişilere Cuma farz olmaz bu mazeretler,has- talık, körlük ve kötürümlük, uygun olmayan hava ve yol şartları, korku durumlarında gidilmez

 


S38-Mezheplere göre hutbenin rükünleri nelerdir.

 


C38- Ebu hanifeye göre rüknü yani temel unsur Allah’ı zikretmektir. İmam malike göre müminlere hitaben müj-deli veya sakındırıcı ifade taşımasıdır. İmam şafiye göre;Her iki hutbede Allah’ı zikretmek, Peygamberimize salavat getirmek, takvayı tavsiye etmek, hutbelerin birinde ayet okumak, ikinci hutbede müminlere dua etmek. Hanbelilere göre sonuncu hariç Şafiler’deki ile aynı.

 


S39- Hutbenin geçerli olmasının Malikilere göre şartlarını açıklayınız. C39-a) Hatibin ayakta olması b) Her iki hutbenin de öğle vakti girdikten sonra irad edilmesi c) Her iki hutbenin-de hutbe olarak nitelendirilebilecek içerikte olması d) Mescidin içinde irad edilmesi e) Namazdan önce olmasıf) En az on iki kişilik bir cemaatın huzurunda olması g) Açıktan okunması
h) Arapça olması ı) Hutbelerin arasına ve hutbe ile namaz arasına başka bir meşguliyetin sokulmaması.

 


S40- Hutbenin sünnetlerinden dört tanesini yazınız.

 

  1. a) Ezanın,hatibin huzurunda okunması, 

 

  1. b) Hutbe okurken hatibin yüzünün cemaata dönük olması, 

 

  1. c) Hutbeyi kısa tutması, d) Cuma namazını hutbe okuyan kişinin kıldırması


Dinleri Nasıl Tasnif Edebiliriz?

 

Tanrı kavramı ele alınarak yapılan tasnif

 

  1. Tek tanrılı dinler (ilâhî dinler). 

 

  1. Düalist (iki tanrılı) dinler (Mecûsîlik).

 

  1. Çok tanrılı dinler (Eski Yunan, Roma ve Mısır dinleri gibi).

 

  1. Tanrı konu- sunda açık ve net olmayanlar (Budizm, Şintoizm gibi).Sosyolojik-tarihî açıdan yapılan din tasniflerinden birisi şu şekildedir

 

  1. Kurucusu olan dinler (Yahudilik, Hıristiyanlık, İslâm, Budizm gibi).

 

  1. Geleneksel dinler (kimin tebliğ ettiği belli olmayan dinler, ilkel dinler, Eski Yu- nan, Eski Mısır dini gibi).

 

Bir diğer tasnif ise şöyledir:

 

 

  1. İlkel dinler. Bundan maksat, bazılarının dinî gelişmenin ilk basamağı olarak düşündükleri  animizm, natürizm, tote- mizm, fetişizm gibi aslında sadece bir kült olarak dikkate alınabilecek nazariyeler değil, ilkel kabile dinleridir (Nuer, Dinka, Ga dinleri gibi).

 

  1. Millî din- ler. Genellikle bir kurucusundan söz edilmeyen, sadece bir millete ait olan geleneksel yapıdaki dinlerdir (Eski Yunan, Mısır, Roma dinleri gibi).

 

  1. Dünya  dinleri. Hıristiyanlık ve İslâm gibi.

  • Dinî literatürde, dini anlama ve yaşamada Allah’ın kitabını ve Hz. Muhammed’in sünnetini rehber edinen ve sahâbenin  yolunu izleyen ümmet anlamında kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir? Cevap: Ehl-i sünnet

  • Dinî literatürde, akaid sahasında Hz. Peygamber’in ve ashabının sünnetini terkederek, onların izledikleri yoldan ayrılan,  İslâm ümmetinin çoğunluğunu yani ana gövdesini oluşturan Ehl-i sünnet’e muhalefet eden mezhep ve gruplar anlamında  kullanılmıştır.Cevap: Ehl-i bid‘at 

 


  • İlk dönem bilginlerini izleyerek âyet ve hadislerdeki ifadelerin zâhiri ile yetinip bunları aynen kabul eden, teşbih ve tecsîme düşmeyen (Allah’ı yara- tıklara benzetmeye ve cisim gibi düşünmeye yeltenmeyen), bunları başka bir anlama  çekme (te’vil) yoluna gitmeyen topluluk aşağıdakilerden hangisidir? Cevap: Selefiyye • Allah’ın zâtî, fiilî ve haberî sıfatlarının hepsini te’vilsiz, nasılsa öyle kabul ettiği için Selefiyye’ye aşağıdakilerden hangi  isim verilmiştir?Cevap: Sıfâtiyye 

 


  • Aşağıdakilerden hangisini selefi âlimlerden sayabilriz?Cevap: İmam Şâfiî, Mâlik, Ahmed b. Hanbel bir kısım görüşleri itibariyle Ebû Hanîfe- Evzaî, Sevrî gibi müctehid imamlar, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Dârimî, İbn Mende, İbn Kuteybe ve Beyhaky
    gibi hadisçiler, Taberî, Hatîb el-Bağdâdî, Tahâvî, İbnü’l-Cevzî ve İbn Kudâme gibi bilginler Selef düşüncesinin
    önde gelen isimleri arasında sayılabilir.

 


  • Aşağıdakilerden hangisi Eş’ari ekolünün kurucusu Ebü’l-Hasan Ali b. İsmâil el-Eş‘arî’nin hocasıdır?Cevap: Ebû Ali el-Cübbâî• Aşağıdakilerden hangisi en meşhur Eş‘arî kelâm bilginleri arasında sayılabilir? Cevap: Bâkıllânî, İbn Fûrek , Cüveynî, Gazzâlî, Şehristânî, Âmidî, Fahreddin er-Râzî, Kadî Beyzâvî, Teftâ- zânî ve Cürcânî sayılabilir.

  • Mu‘tezile’ye bir karşı tez olarak doğan ekol aşağıdakilerden hangisidir?Cevap: Eş‘arîlik

  • Akaid konusunda Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâtürîdî’nin görüşlerini benimseyenlerin oluşturduğu Ehl-i sünnet mez- hebinin adı aşağıdakileren hangisidir?Cevap: Maturidiyye

  • Aşağıdakilerden hangisi Maturidi kelamcıdır?Cevap: Hakim es-Semerkandî, Ebû Seleme es-Semerkandî , Ebü’l-Yüsr Muhammed el-Pezdevî, Ebü’l-Maîn (Muîn) enNesefî, Ömer en-Nesefî, Ebü’l-Berekât Hâfızüddin en-Nesefî, Burhâneddin en-Nesefî, İbnü’l-Hümâm, Kadı Celâleddinzâde  Hızır Bey, Beyâzîzâde Ahmed Efendi en meşhur Mâtürîdî kelâmcılarıdır.

  • Dinî tebliğ olmasa da kişi akılla Allah’ı bulabilir. İyi ve kötü, güzel ve çirkin akılla bilinebilir. Görüşü aşağıdakilerden hangi kelam ekolünün görüşüdür?Cevap: Mâtürîdiyye

  • Büyük günah işleyen kimsenin iman ile küfür arası bir mertebedeolduğunusöyleyen görüş aşağıdakilerden hangisidir.? Cevap:Maturidiyye

  • Vâsıl b. Atâ ile ona uyanların oluşturduğu mezhep hangisidir?Cevap: Mu‘tezile 

  • Aşağıdakilerden hangisi mutezile ekolü âlimlerindendir?Cevap: Ebü’l-Hüzeyl el- Allâf, Nazzâm, Câhiz, Bişr b. Mutemir, Cübbâî, Kadî Abdülcebbâr ve Ze- mahşerî • Büyük günah işleyenin iman ile küfür arasında fısk mertebesinde olduğu (el-menzile beyne’l-menzile- teyn) görüşünü benimseyen ekol hangisidir? 

 

Cevap: Mutezile


  • İnsanın irade hürriyeti, seçme imkânı ve fiil gücü bulunmadığını, insan fiillerinin gerçek fâilinin Allah olduğunu, kulun Allah tarafından önceden takdir edilmiş bulunan işleri yapmaya mecbur olduğunu savunan ekol hangisidir?Cevap:Cebriyye 

  • İslâm toplumunda anarşinin ilk tohumlarını oluşturmuş düşünce hangisidir?Cevap: Hâricîlik 

  • Hz. Ali’yi halifeliğe en lâyık kişi olarak gören ve onu ilk meşrû halife kabul eden, vefatından sonra da hilâfete Ali
    evlâdının getirilmesi gerektiğine inanan topluluğun adı nedir? 

 

Cevap: Şia


Hanefî mezhebi Sünnî fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ilki olup, İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’ye nisbet
edildiği için bu isimle anılmıştır. İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin asıl adı Nu‘mân b. Sâbit’tir. 80 (699) yılında
Kûfe’de doğmuş, 150 (767) yılında Ba?dat’ta vefat etmiştir. Aslen Türk veya Fârisî olduğu yönünde görüşler vardır.
Nu‘mân b. Sâbit, Hanefî mez- hebi muhitinde “İmâm-ı Âzam” (büyük imam) lakabı ile anılır. 


Mâlikî mezhebi, fıkıh ekollerinin kronolojik sıra itibariyle ikincisi olup, büyük hadis ve fıkıh bilgini Mâlik b. Enes’e nisbet edildiği için bu isimle anılmıştır. İmam Mâlik b. Enes, 93 (712) yılında Medine’de dünyaya geldi. 179 (795) yılında vefat etti.Şâfiî mezhebinin kurucusu sayılan, Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî 150 (767) yılında Gazze şehrinde (Filistin) doğdu.

 

Hicrî 


198 yılında Mısır’a gitti ve 204 (820) yılında orada vefat etti. Vefat ettiği zaman elli dört  yaşında idi. Mısır’da kaldığı dört sene içinde tecrübeleri ve yeni muhitin şartları ışığında eski bilgilerini yeniden  etüt etmeye başladı, bazı görüşlerin- den vazgeçti, yenilerini ortaya koydu. Böylece onun rücû ettiği eski görüş- leri ile yeni görüşlerinden oluşan “mezheb-i kadîm”i ve “mezheb-i cedîd”i teşekkül etmiş oldu.  Hanbelî mezhebinin kurucusu sayılan, Ahmed b. Hanbel hicrî 164 yı- lında Bağdat’ta dünyaya geldi.


  • Kıyasa ve re’y ictihadına şiddetle karşı çıkıp âyet ve hadislerin zâhirine tutunmanın tek yol olduğunu savunan ekol aşağıdakilerden hangisidir?

 

Cevap: Zahiriyye


  • Farklı hükümlerin bir araya getirilmesini ifade eden fıkıh terimi aşağıdakilerden hangisidir?

 

Cevap: Telfik

 


  • Tevhid ve şehadet kelimelerinde özetlenmiş, İnanılacak şeylere kısaca ve toptan inanmak demek olan iman  aşağıdakilerden hangi kavramla açıklanır?

 

Cevap : İcmâlî iman• Aşağıdakilerden hangisi “tafsili iman” ın tanımıdır?Cevap : İnanılacak şeylerin her birine, açık ve geniş şekilde, ayrıntılı olarak inanmaya tafsîlî iman denilir. 

 


  • Delillere dayalı olmaksızın sadece çevrenin telkini ile meydana gelen ve  âdeta kişinin İslâm toplumunda doğup büyümüş olmasının tabii sonucu olarak gözüken imana ne denir?

 

Cevap: Taklidi iman denir.

 


  • Delillere, bilgiye, araştırma ve kavramaya dayalı imana ne denir?

 

Cevap: Tahkiki iman denir.

 


  • İslam dininden dönen kimseye ne ad verilir?Cevap: Mürted denir.• Aşağıdakilerden hangisi Allahın “İsmi Azam” adıyla anılan isimlerindendir?Cevap: Allah, Rahman, Rahim, El-Hayyu’l-Kayyum, Zü’l-Celali Ve’l-İkram

 


  • Allah’ın bütün isimleri için kullanılan terim aşağıdakilerden hangisidir?Cevap: Esmâ-İ Hüsnâ

 


S 1- Hades-i asgar ve hades-i ekber nedir?C 1 – Abdest almaya Hades-i asgar , gusletmeye de hades-i ekber denir.


S 2 – Guslü gerektiren sebepler nelerdir?C 2 – Cünüplük, hayız ve nifas halleri guslü gerektiren üç temel sebeptir.
S 3 – Ağır kaldırma, düşme, hastalık gibi sebeplerle meninin gelmesi cünüplük sebebi sayılır mı?

 

C 3 – Şâfiîler hariç fakihlerin çoğunluğu, cünüplük için meninin şehvetle gelmesini şart gördüklerinden cünüplük sebebi 
sayılmaz.


S 4 – Gusulde örgülü saçın çözülmeden sadece diplerine suyun ulaştırılması yeterli olur mu?

 

C 4 – Örgülü saçın çözülmesi şart olmayıp sadece diplerine suyun ulaştırılması yeterli olur.


S 5 – Boy abdesti alan kimsenin vücudunda iğnenin deliği kadar kuru yer kalmaması gerekir Diş dolgusu ve kaplama, ayrıca deri üzerinde olup suyun deriyle temasını önleyen ve izâlesinde de güçlük bulunan boya ve benzeri maddelerin hükmü
nedir?

 

C 5 – Boya, hamur gibi maddeler guslün sıhhatine engel olmaz. Diş dolgu ve kaplaması da böyledir.


S 6 – Teyemmümü mubah hale getiren bir mazeret sebebiyle teyemmüm yapılmış da bu mazeret hali ortadan kalkmışsa, teyemmüm bozulmuş olur mu?

 

C 6 – Hastalık, tehlike, şiddetli soğuk, suyu elde edecek araç ve gerecin yokluğu gibi teyemmümü mubah hale getiren bir  mazeret sebebiyle teyemmüm yapılmış da bu mazeret hali ortadan kalkmışsa, teyemmüm bozulmuş olur.

 


S 7 – Vakit çıkmamışsa kılınan namazın iadesi gerekir mi?

 

C 7 – Vakit çıkmamış bile olsa kılınan namazın iadesi gerekmez. Şâfiîler bu durumda iadeyi gerekli görür. Namaz vakti çıktıktan sonra ise iadenin gerekmediğinde görüş birliği vardır.

 


S 8 – Hayız, nifas ve istihâze ne demektir?

 

Yetişkin bir kadının cinsel organından üç türlü kan gelir. Birincisi yaratılışları gereği belirli yaşlar arasında ve belirli periyotlarla gelen hayız kanıdır.İkincisi doğumdan sonra belirli bir süre gelen nifas (loğusalık) kanıdır. Üçüncüsü ise bu ikisidışında kalan ve genelde bir hastalıktan kaynaklanan istihâze (özür) kanıdır.


S 9 – Adetin süresi ne kadardır?

 

C 9 – Hanefî mezhebine göre âdetin en az süresi 3, en uzun süresi 10 gündür. İki âdet arasında kalan  en az temizlik süresi de 15 gündür.


S10 – Nifas süresi ne kadardır?

 

C11 – Hanefî ve Hanbelîler nifasın en uzun süresinin 40, Mâlikî ve Hanbelîler ise 60 gün olduğu görüşündedir. Bu süreler tamamlanmadan da nifas kanı kesilebilir. O zaman fiilî durum esas alınır ve kanın kesilmesiyle nifas hali dinen sona ermiş sayılır.


S12 – li-aynihî vâcip ve li-gayrihî vâcip namazlar hangileridir?

 

C12 – Vitir namazı, Ramazan ve Kurban bayramı namazları, her ne kadar namaz olmayıp bir secdeden ibaret olsa da Tilâvet secdesi Ayrıca çoğunluk tarafından sünnet kabul edilmekle  birlikte, bazı Hanefîler’in vâcip saydıkları küsûf namazı da (güneş tutulduğunda kılınan namaz)  li-aynihî vâcip namazlardır.Nezir namazı, sehiv secdesi ve ifsat edilen nâfile namazın kazâsı li-gayrihî vâcip namazlardır.


S13 – Revâtib ve Regaib sünnetler nelerdir.

 

C13 – Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sünnetleri (revâtib) ifade etmekte, nâfile namazlar ise düzenli  olmayarak çeşitli vesilelerle Allah’a yakınlaşmak ve sevap kazanmak  maksadıyla ayrıca kılınan namazları (regaib) ifade  etmektedir.


S14 – Şurûtü’s-salât Erkânü’s-salât nedir? C14 – Namazın şartlarına Şurûtü’s-salât , namazın rükünlerine de Erkânü’s-salât denir


S15 – Hurûc bi sun‘ih ne demektir? C15 – Kişinin kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkmasıdır Ebû Hanîfe’ye göre bir rükündür.


S16 – Erkek ve kadının avret mahalli neresidir? C16 – Erkek için avret, yani örtülmesi gereken yerler, göbek ile diz kapağının arasıdır. Bu konuda  biraz daha ihtiyatlı 


davranan Hanefîler diz kapaklarını da avret olarak kabul ederken, diğer üç  mezhep, diz kapaklarını avret
saymazlar.  Kadın için avret, yüz, el ve ayak dışındaki bütün vücuttur. Onlar, yüzlerini namazda örtmedikleri gibi, ellerini ve ayaklarını da açık bulundurabilirler. Saçlarıyla beraber başları, bacakları ve kolları örtülü bulunur.
Kıbleden sapmanın azami ölçüsü ne kadardır?Kâbe’nin bulunduğu noktadan 45 derece sağa ve sola sapmalar kıbleden sapma sayılmaz. Sapma  derecesi daha fazla  olursa “kıbleye yönelme” şartı aksamış olur. 


S18 – Kıblenin ne tarafta olduğunu bilmeyen kimse, soracak birini bulamadığı takdirde kanaat getirdiği  tarafa yönelerek namazını kılar. Namazı kıldıktan sonra kıblenin kendi yöneldiği tarafta olmadığı  ortaya çıkarsa ne yapar?

 

C18 – Namazı kıldıktan sonra kıblenin kendi yöneldiği tarafta olmadığı ortaya çıksa bile, kendisi bu yöne  ictihad ederek, yani birtakım alâmetlere dayanarak bu sonuca ulaştığı için, namazı yeniden kılması  gerekmez. Fakat namaz esnasında kıble yönünü anlaması halinde, namazını bozmadan o tarafa yönelir ve namazını tamamlar.


S19 – İki kişi kıble cihetini araştırsa ve her biri ayrı bir yönün kıble olduğuna kanaat getirse, ne yaparlar?

 

 C19 – Bu durumda bunlar birbirlerine uyarak cemaatle namaz kılamazlar. Her biri kendi tesbit ettiği kıbleye dönerek ayrı ayrı namazlarını kılarlar.


S20 – Beyâz-ı müsta‘razî nedir?

 

 C20 – Sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlık oluşur Bu ikinci fecre fıkıh literatüründe  “enlemesine beyazlık” anlamında “beyâz-ı müsta‘razî”(Fecri sadık) denilir.


S21 – Fecr-i kâzib nedir?

 

C21 – Sabaha karşı doğuda tan yerinde ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen, piramit şeklinde, akçıl  ve donuk bir  beyazlıktır. (birinci fecir)


S22 – İsfâr, Taglis ve İbrâd ne demektir?

 

C22 – Sabah namazının ortalık aydınlandıktan sonra kılınmasına isfâr denir müstehaptır. Sadece kurban bayramının ilk günü Müzdelife’de bulunan hacıların o günün sabah namazını, ikinci  fecir doğar doğmaz, ortalık henüz karanlıkça iken kılmaları daha faziletlidir buna taglis denir. Diğer üç mezhebe göre ise,sabah namazını her zaman bu şekilde erken kılmak daha faziletlidir.Sıcak bölgelerde, yazın öğle namazını geciktirip serinlikte kılmak efdaldir buna da ibrâd denir


S23 – Fey-i zevâl neye denir?

 

C23 – Yere dikilen çıtanın güneş tam tepedeyken yere düşen gölgesinin uzunluğuna fey-i zevâl denir.S24 – Zeval vakti, Asr-ı evvel ve asr-ı sânî ne demektir?C24 – Güneşin tepe noktasındaki anına zeval vakti denir., Güneş tam tepedeyken eşyanın yere düşen gölge uzunluğu (fey-i zevâl) hariç, her şeyin gölgesi kendisinin bir misline çıktığı zamana  “asr-ı evvel” denir.  Her şeyin gölgesi (fey-i zevâl)  hariç, kendisinin iki misline ulaştığı zamana asr-ı sânî denir


S25 – Örfî gündüz ve şer‘î gündüz nedir?

 

C25 – Normalde gündüz denilince, güneşin doğmasından batmasına kadar olan süre anlaşılır ki  buna örfi gündüz denir. fecri sâdıktan güneşin batmasına kadar olan süreye ise şer‘î gündüz denir.

 


S26 – İstivâ vakti ne zamandır?

 

 C26 – Tam zeval vaktine, gündüzün bu ana kadar geçen süresi ile geri kalan süresinin birbirine eşitliği  anlamına gelmek  üzere “istivâ vakti” denir ki, güneş sanki herkesin başının üzerindeymiş gibi görünür. İşte namaz kılmanın câiz olmadığı vakit  bu andır. Diğer görüşe göre ise, bu hususta şer‘î  gündüz esas alınır. Şer‘î gündüzde ise, gündüz güneşin doğması ile değil,  fecr-i sâdıkın doğması ile başladığı için istivâ vakti, zeval vaktinden biraz önceye denk gelir. Bu bakışa göre kerahet vakti,  istivâ vakti ile zeval vakti arasındaki süredir.


S27 – İkindi namazının vakti ne zamandır?

 

C27 – Ebû Hanîfe’ye göre her şeyin gölge uzunluğu, kendi uzunluğunun iki katına çıktığı andan asr-ı sânî) itibaren, diğerlerine  göre ise bir katına çaktığı andan (asr-ı evvel) itibaren başlar. Güneşin batmasına kadar devam eder.


S28 – Hiçbir namazın kılınamayacağı mekruh vakitler hangileridir?

 

 C28 – 1. Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman şürûk zamanıdır ki bu da yaklaşık 40-45  dakikadır. 2. Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman (vakt-i istivâ).  3. Güneşin batma zamanı (gurûb). Gurup vakti, güneşin sararıp veya kızarıp artık gözleri kırpıştırmadan rahatlıklabakılacak hale geldiği vakittir. Bu vakitte sadece, o günün ikindi namazının farzı kılınabilir.


S29 – Nâfile namaz kılmanın mekruh olduğu vakitlerhangileridir?

 

C29 –

 

  1. Fecrin doğmasından sonra sabah namazının sünneti dışında nâfile namaz kılınmaz. 

  2. Sabah namazını kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar, 

  3. İkindi namazını kıldıktan sonra güneş batıncaya kadar, 

  4. Akşam namazının farzından önce, 

 

  1. Bayram namazlarından önce, ne evde ne camide, 

 

  1. Bayram namazlarından sonra, camide, 

 

  1. Arafat ve Müzdelife cem‘leri arasında, 

 

  1. Farz namazın vaktinin daralması durumunda, 9. Farza durulmak üzere kamet getirilirken (Sabah namazının sünneti bundan müstesnadır). 

  2. Cuma günü hatibin minbere çıkmasından cuma namazı bitene kadar nâfile namaz kılınmaz.


S30 – İftitah tekbiri cümlesinde “Allah” kelimesinin ilk harfi olan A harfini uzatarak “Âllah” yahut “Aallah”  veya “Eallah” diye tekrarlayarak okunursa ne olur?

 

C30 – Bu şekilde okumak mânayı bozacağı için, farz yerine getirilmemiştir ve namaz geçersiz olur.


S31 – İmama uymak üzere alınan iftitah tekbirinin tamamen kıyam halinde alınmasının hükmü nedir?

 

 C31 – Buna göre, rükû halinde bulunan imama uyacak olan kimse, kıyam halinde Allah deyip, ekber lafzını rükûa vardıktan sonra diyecek olsa, imama uyması sahih olmaz.


S32 – Ayakta durmaya gücü yettiği halde oturarak da namaz kılınabilir mi?

 

C32 – Nâfile namazlarda kişi, ayakta durmaya gücü yettiği halde oturarak da namaz kılabilir. Çünkü Kıyam; Farz ve vâcip namazlarda ve Hanefî mezhebinde benimsenen görüşe göre sabah namazının sünnetinde bir rükündür.


S33 – Namazlarda kıratın hükmü nedir?

 

C33 – Kıraat nâfile namazların, vitir namazının ve iki rek‘atlı namazların bütün rek‘atlarında, dört veya üç  rek‘atlı farz  namazların ise herhangi iki rek‘atında olması farzdır. Kıraatin ilk iki rek‘atta olması ise vâciptir. İkinci rek‘attan sonraki rek‘at  veya rek‘atlarda Fâtiha sûresini okumak Hanefî imamlardan yapılan bir rivayete göre vâcip, diğer bir rivayete göre ise  sünnettir.


S34 – Gizli ve Açık Okumanın Ölçüsü nedir?

 

 C34 – Açıktan okumanın alt sınırı, bir başkasının işitebileceği derecede yüksek sesle okumak şeklinde, gizli okumanın üst sınırı ise en fazla kendi işiteceği şekilde okumaktır.


S35 – tuma’nîne, kavme, celse ne demektir hükmü nedir?

 

 C35 – Rükû duruşunda ve secde duruşunda bir müddet beklemek (tuma’nîne). rükûdan doğrulup, secdeye varmadan önce uzuvları sakin oluncaya değin bir süre kıyam vaziyetinde beklemek  (kavme). iki secde arasındaki oturuşa celse denir. Bunlar ta‘dîl-i erkânın birer parçası olduğundan, Ebû Yûsuf’a ve Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebe göre farzdır. Ebû Hanîfe ve Muhammed’e göre ise vâciptir. Kavme ve celse namazın sünnetlerinde yer alır. Bu tume’nîne, kavme ve celse süresinin asgari ölçüsü “sübhânellâhi’l-azîm” diyecek kadar durmaktır.


S36 – Namazın vâcipleri nelerdir?

 

C36 – Ta‘dîl-i Erkân ve Namazdan Kendi Fiili ile Çıkmak çoğunluğa göre rükündur Hanefi de vaciptir.1. Namaza “Allahüekber” sözüyle başlamak. Bu, çoğunluğa göre farzdır. 2. Nafile ve vacip namazların her rek‘atında, farz namazların ilk iki rek’atında Fâtiha sûresini okumak. Bu, çoğunluğa göre farzdır. 3. Farz namazların ilk iki rek‘atında, vâcip ve nâfile namazların her rek‘atında Fâtiha’dan sonra, zamm-ı sûre okumak. Çoğunluğa göre sünnettir. 4. Farz olan kıraati ilk iki rek‘atta yerine getirmek.5. Fâtiha’yı, eklenecek sûreden önce okumak. 6. kıraati gizli okumak gerektiğinde gizli açık okumak gerektiğinde açık okumak 8. Secdede alın ile birlikte burnu da yere koymak. 9. Üç ve dört rek‘atlı namazlarda ikinci rek‘atın sonunda oturmak (ka‘de-i ûlâ = ilk oturuş). 10. Namazların gerek ilk, gerekse son oturuşunda teşehhütte bulunmak, yani Tahiyyât’ı okumak. 11. Namazın sonunda sağ ve sol tarafa selâm vermek (“es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah”cümlesinin “es-Selâm” kısmını söylemek vâcip, “aleyküm ve rahmetullah” kısmını söylemek ise sünnettir). 12. Farzların sırasına riayet etmek (kıyamdan sonra rükû ve iki secdeyi peş peşe yapmak gibi). 


  1. Farz olan fiili geciktirmemek. Meselâ, birinci oturuşta Tahiyyât’ı okuduktan sonra, “Allahümme salli alâ Muhammed” diyecek kadar bir süre bekledikten sonra üçüncü rek‘ata kalkılacak olursa farz geciktirilmiş sayılır ve sehiv secdesi gerekir. 

  2. Vitir namazında Kunut duası okumak Ebû Hanîfe’ye göre vâcip, İmâmeyn’e (Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed) göre sünnettir. 

  3. Ramazan ve kurban bayramı namazlarının her iki rek‘atında ilâve (zâit) üçer tekbir almak  (bayram namazının ikinci rek‘atında rükûa giderken tekbir almak da vâciptir. İkinci rek‘atta  getirilen ilâve tekbirler rükûdan hemen önce olduğu için bu rek‘atta rükûa giderken alınan tekbir  de vâcip sayılmıştır). 

  4. Sehiv secdesi yapılmasını gerektiren bir fiilde bulunulmuşsa sehiv secdesi yapmak 

  5. Namazdayken secde âyeti okunmuşsa tilâvet secdesi yapmak 


S37 – İtimat, irsâl, tesmî, tahmîd, teavvüz,  ne demektir?

 

C37 – İftitah tekbirinin hemen ardından el bağlamak (itimat). Bayram tekbirlerinin arasında elleri yana salıvermek (irsâl).  Rükûdan doğrulurken “Semiallahü limen hamideh” demek (tesmî‘).”Semiallahü limen hamideh” dedikten sonra, “Rabbenâ  leke’l-hamd” veya “Allahümme rabbenâ leke’l-hamd” demek (tahmîd). Denir. ilk rek‘atta ve Sübhâneke’den sonra Eûzü  billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm demek (teavvüz).


S38 – Tıvâl-i mufassal nedir? C38 – Uzun sûreler, tıvâl-i mufassal olarak anılır. Hucurât sûresi ile Bürûc sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır.


S39 – Evsât-ı mufassal nedir? C39- Orta uzunluktaki sûrelere de evsât-ı mufassal denir. Bürûc sûresi ile Beyyine sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır.


S40 – Kısâr-ı mufassal nedir

 

C40 – Kısa sûreler ise, kısâr-ı mufassal diye anılır. Bunlar Beyyine sûresinden Nâs sûresine kadar olan  sûrelerdir. S41 – Yanılarak veya yanlışlıkla namazda konuşmak namazı bozarmı?

 

 C41 – Namazda gerek bilerek gerekse yanılarak veya yanlışlıkla konuşmak namazı bozar. Hz. Peygamber’in ismi anıldığında  salavat getiren kimsenin de namazı bozulur. cevap kastıyla Kur’an’dan bir âyeti okumak da insanlarla konuşma kapsamına  gireceği için namazı bozar.

 

S42 – Tenahnuh nedemektir hükmü nedir?

 

 C42 – Boğazı hırıldatmaktır. Özürsüz olarak tenahnuh etmek namazı bozar. Ancak sesindeki hırıltıyı giderip sesi  güzelleştirmek, namazı bozmaz.


S43 – Namazda öksürmenin hükmü nedir? C43 – Özürsüz olarak öksürmek veya öksürmeye çalışmak namazı bozar. Ancak herhangi bir zorlama olmaksızın doğal olarak öksürmek veya namazda olduğunu anlatmak ve yanlış okuyan imamı  uyarmak için öksürmek namazı bozmaz.


S44 – Birinci oturuşu, son oturuş zannederek selâm veren ne yapar C44 – Birinci oturuşu, son oturuş zannederek selâm vermek namazı ifsat etmeyip sadece sehiv secdesi  yapmayı gerektirir ise de, kıldığı öğle namazını cuma namazı veya yatsı namazını teravih zannederek (veya kendisini seferî zannederek) selâm
vermek, namazı kesmek kastı taşıdığı için  namazı bozar.


S45 -Teressül veya irtisâl ve hadır neye denir? Ezan okunurken her cümle arasında biraz bekleme yapılır ve ikinci cümlelerde ses biraz daha yükseltilir. Buna teressül  veya irtisâl denilir. Kamet ise duraklama yapmaksızın seri okunur. Buna  da “hadır” denilir.
Muhâzâtü’n-nisâ ne demektir?

 

C46 – Kadınların cemaatle namazdaki saf düzeni ve erkeklerde aynı safta veya hizada olması, ilmihallerde “muhâzâtü’n-nisâ”  terimiyle ifade edilir.


S47 – Cemaat kaç kişiden oluşur?

 

 C47 – Cemaatin en az sayısı imam ve ona uyan olmak üzere iki kişidir. Hatta uyan kişi çocuk da olabilir.


S48 – Cemaatte saf düzeni nasıldır?

 

C48 – İmama uyacak kişi sadece bir erkek ise imamın sağına durur. Birden çok iseler imamın arkasına dururlar. Tek kadın ise  imamın arkasına durur. Cemaat çoksa önce erkekler safı, onun arkasında çocuklar safı ve onun arkasında kadınlar safı olacak  şekilde yapılır.


S49 – Muktedî, müdrik, lâhik, mesbûk nedir?

 

C49 – İmama uyan kişiye muktedî, namazı tamamen imamla birlikte kılan kimseye müdrik, İmamla birlikte namaza  başlamasına rağmen, namaz esnasında başına gelen bir durum sebebiyle namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple  namazın bir kısmını imamla birlikte kılamayan kimseye lâhik, İmama namazın başında değil, birinci rek‘atın rükûundan  sonra, ikinci, üçüncü veya dördüncü rek‘atlarda uyan kimseye mesbûk denir. Son rek‘atın rükûundan sonra imama uyan  kimse bütün rek‘atları kaçırmış olur.


Cemaate Gitmemek İçin Mazeret Sayılan Haller nelerdir?

 

 C50 – Hastalık, Korku, Olumsuz hava şartları, Abdestin sıkışık durumda olması, Farz olan ilmî araştırma ve eğitim öğretimle  meşguliyet, Bedenî ârızalar.


Müdrik, Lahik, Mesbuk ne demektir?

 

C51 – Namazı tamamen imamla birlikte kılan kimseye müdrik denir. İmamla birlikte namaza başlamasına rağmen, namaz  esnasında başına gelen bir durum sebebiyle namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple namazın bir kısmını imamla  birlikte kılamayan kimseye lâhik denir. İmama namazın başında değil, birinci rek‘atın rükûundan sonra, ikinci, üçüncü veya dördüncü rek‘atlarda uyan kimseye mesbûk denir.


Cuma Namazının Vücûb Şartları nelerdir?

 

C52 – Erkek olmak, mazeretsiz olmak (Hastalık, kör veya kötürüm, uygun olmayan hava ve yol şartları,Korku).Hürriyet.İkamet


Cuma Namazının Sıhhat Şartları nelerdir?

 

C53 – Vakit, Cemaat, şehir, cami, izin, hutbe Hutbenin şartları nelerdir?

 

C54 – 1. Vakit içinde okunması. 2. Namazdan önce olması. 3. Hutbe niyetiyle okunması. 4. Cemaatin  huzurunda irad  edilmesi. 5. Hutbe ile namaz arasının, yiyip içmek gibi namaz ve hutbe ile bağdaşmayan bir şeyle kesilip ayrılmaması.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir