tarihinde yayınlandı Yorum yapın

Bohem kutlamalarınız sizin olsun, bize darağaçlarımızı verin..

Şuh kahkahalarınız sizin olsun, bize idam sehpalarındaki hüzünlerimizi verin..
Necaset sıçramış fötr şapkalarınız sizin olsun, bize şehadet kanıyla durulanmış kefenlerimizi verin..

“Tanrı uludur!..“ böğürtüleri sizin olsun, bize gökyüzünü misk ü amberlerle yıkayan “Allah u ekber!” nidalarımızı verin..

Sefahetle kokuşmuş loş balolarınızın vals cızırtıları sizin olsun, bize reyhan kokulu Kur’anî esintilerin “Tâ-Ha!” nağmelerini verin..

Avizeleri kasvet sızdıran boğucu alemlerinizin viskili-votkalı kokteyl uğultuları sizin olsun,

Bize kerpiç evlerimizde ettiğiniz zulmün iniltilerini verin, yaktığınız ciğerlerimizin ah u figânlarını verin..

Sahte; fosforlu naylon kahramanlık tiyatrolarınız sizin olsun, bize irin pisliğine batmış asker postallarının çiğnediği candan aziz mushaflarımızı verin..

Diktatöryalarınızın boyalı-cilalı manifestoları sizin olsun,

Bize apoletli eşkıyalarınızdan sakladığımız saman balyaları altındaki “Elif-ba” larımızı verin..
Ağıtların, feryad figanların üstünde yükselen sevinçleriniz batsın!

Gözyaşlarının, iniltilerin üstüne kurulmuş tahtlarınız devrilsin!
Matemlerin üstüne basa basa çıkan tezahüratlarınız kurusun!

Dedemin #zalim komutandan saklamak için gömdüğü Kur’an’ın cildine kaçan toprak sarartısı orada durdukça,
Ben sadece yas ve taziye sesleri duyuyorum, sevinç çığırtkanlıklarının ardında yalnızca matem ağıtları işitiyorum..

Siz insanların acılarının üstüne şenlikler tertip etmeye devam edin,
Yetimlerin bağrına saplanan sancıların üstüne kadeh tokuşturmaya devam edin!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir